Kyokugen Dasshutsu 9-Jikan 9-Nin 9 no Tobira



Bu seferki visual novelimiz aslında bir nintendo DS oyunu. Ancak tam verimlilikle çalışan emülatorler olduğu için herhangi bir sıkıntı olmadan bilgisayarda oynayabiliyoruz. İsmi oldukça uzun olduğu için genelde kullanıldığı ismi olan 999 olarak hitap edeceğiz artık.
Not: Bunu oynayalı 1 sene civarında oldu, detaylarda yanlışlıklar olabilir bu kısımları bana söyleyebilirsiniz.

Visual novelin ismi, konusu hakkında oldukça fazla bilgi veriyor : "The absolute limit of escape - 9 Hours, 9 Persons, 9 Doors". Ana karakterimiz bir gün kendini bir odada buluyor. Oda kelimesini kullandık ancak hemen anlıyoruz ki aslında bir geminin içinde, bir kamaradayız. Buraya nasıl geldiğimiz hakkında bir bilgimiz yok (burası çok klişe geliyor ama bazı hikayeleri başlatmak için böyle kullanılması artık gelenek gibi birşey oldu. Her ne kadar  klişe olsa da hem hikayedeki karakter hem de okuyucunun hikayenin geçtiği evren hakkında aynı bilgi seviyesinde olmasını sağlıyor böylece). Bu sırada kolumuzda saat benzeri birşey olduğunu görüyoruz, üzerinde bir rakam bulunan bir bileklik (kaç idi unuttum şimdi). Odadan bir şekilde çıkmamız gerektiğini anlıyoruz ne de olsa bir yerde kapalı kalmak çok iyi birşey olmasa gerek. Türlü numaralar ile çıktıktan sonra gemiyi araştırmaya çıkıyoruz. Gemi terkedilmiş görünüyor ancak bazı sesler duyuyoruz. Bir süre sonra bizim gibi başka insanlarda görüyoruz. İlk 9 sayısını ise burada görüyoruz, gemideki toplam kişi sayısı 9. Herkesde ise ana karakterimizdeki gibi üzerinde farklı rakamlar olan bir saat var. Gemiyi biraz araştırınca ise hemen hemen bütün kapıların kilitli olduğunu görüyoruz sadece 3 kapı hariç. Bu kapıların her birinin üzerinde kırmızı boya ile bir numara yazılmış. Yanında da bir sensör benzeri birşey görüyoruz. Bir süre sonra geminin hoparlorlerinden bir ses duyuyoruz ve oyunun kurallarını öğreniyoruz:
"Gemi 9 saat sonra batacak. Yani buradan çıkabilmeniz için 9 saatiniz var. Bunun için 9 numaralı kapıdan geçmelisiniz. Ancak bir kapıdan geçebilmek için sensorlerden geçirilen sayıların digital root unun kapının üzerindeki sayıya eşit olması gerekli."


Hikayenin yazarı Ever17'nin de hikayesini yazmış. Zaten hikayede büyük benzerlikler görmek mümkün. Ancak o kadar önemli bir sorun olmuyor, en azından ben çok yadırgamamıştım.

Digital root dediğimiz mevzu şu oluyor: Birden çok sayıyı toplarken tek basamak kalıncaya kadar rakamlarını toplamaya devam ediyoruz. Mesela 3 kişi olsun numaraları da 6,7 ve 9. Bu sayıların toplamı 22 oluyor. 22 sayısının basamakları toplamı da 4. Yani bu 3 kişi numarası 4 olan kapıdan geçebiliyor. Sistemin kendini koruma yöntemleri var mesela sensörsen geçirdikten sonra o kapıdan geçmek zorundayız yoksa bileklikteki bomba patlıyor. İkinci olarak ise kapıdan geçtikten sonra geri dönülemiyor kapıyı geçtikten sonra tekrar bir sensörden geçirilmek zorunda yoksa yine patlıyor. Kısaca digital root u kapı ile aynı olan kişilerin hepsi kapının diğer tarafına geçip orda kalmak zorunda.

Bu sistemin asıl amacı ne oluyor derseniz, her kapıda bir seçim yapmak zorunda kalınıyor. Çünkü belli kapılardan belli kişiler (daha doğrusu sayılar) geçebiliyor. Bu da sürekli grupta bölümlere veya tartışmalara neden oluyor.

Konunun genel olarak ilerleyisine bakacak olursak gemiden çıkmaya çalışırken aynı zamanda bir katil ile de uğraşıyoruz. Katil nerden çıktı derseniz daha ilk toplanma yerinindeki kapının arkasında bir ceset görüyoruz (yeni ölmüş). Bu yüzden sürekli bir şüphe var aralarından birinin katil olup olmadığıyla ilgili. Tabi grup elemanlarının birbirine güvenmemesi için başka bir sebep daha var o da bu bileklikler. Gemiden çıkmak için 9 sayısını elde etmeleri lazım yani bu bilekliklerin hayatı önemi var. Bu yüzden birisini öldürüp bilekliğini almak çok garip bir durum olmasa gerek(en azından o kadar film falan izledik normal gelir artık).
999'un garip bir espri anlayışı var. Yani bu tarz hikayelerde espriler genelde bayat olur ancak bu sefer benim oldukça hoşuma gitti. Mesela bir yerde bir musluğu incelerken suyu açıyoruz ve su akmaya başlıyor. Bu sırada ana karakterimiz su akmaya başladı deyince diğer karakter THANK YOU CAPTAIN OBVIOUS demişti.


Gameplay konusu bildiğimiz visual novellardan biraz daha farklı. Gene konuşma ve action seçenekleri var, bunların üstüne birde bulmaca çözme kısımları var. İlk mahsur kaldığımız odayı hatırlayalım. Burdan çıkmak için odanın etrafına bakıyoruz çeşitli şeyleri birleştiriyoruz sonra bir kart elde ediyoruz falan. Yani adventure oyunlarındaki gibi bulmacalar var. Ancak bunlar oldukça basit hatta bazıları çocuk oyuncağı denebilir. Nintendo oyunu olmasının bir güzelliği ise nintendonun iki ekranı olması bu sayede ilginç şeyler yapılmış. Mesela karakterimizin konuştukları üst ekranda düşündükleri ise alt ekranda gösteriliyor.

Vn de herhangi bir seslendirme veya ses efekti yok sonuçta bu bir ds oyunu. Grafik anlamda da çok birşey beklemeyin ancak göze batmıyor en azından görüntü olarak.


Diğer incelemelerden farklı olarak bu sefer hikayenin derinlikleriyle ilgili şeyleri anlatacağım. Çünkü çoğu kişi aman nintendo oyunu hikayesi ne kadar ilginç olabilir ki diye düşünür sanırım ancak hikayede derin felsefi kısımlar var. Bundan sonrası spoiler free direkt hikayede olacakları yazmayacağım ama işlenen konular hakkında kısaca değinmeye çalışacağım. Burda yazacaklarım hikayede anlatılanlar herhangi bir kişisel görüşüm bulunmuyor.
Ever17 ve Remember11 de benlik ile ilgili sorular soruluyordu (what i am ve who i am). 999 ise bu kadar net şekilde olmasa bile benlik ile ilgili farklı görüşler dile getiriliyor(farklı dedigim hikayedeki degisik karakterler farklı görüşleri var ). Felsefedeki bilinen olgulara deniliyor mesela Ship of Theseus (veya Locke's Sock). Burda ifade edilen şu: Bir yerde bir gemi olduğunu düşünelim. Bu geminin eskiyen parçaları ise zamanla değiştiriliyor. Peki bir zaman sonra bütün parçaları değiştirilince o gemi yine en başkası gemi mi olacak (çorap versiyonu ise bir çoraba sürekli yama yapılırsa ve ilk çoraptan hiç iplik yapılmayınca bu çorap gene ilk baştaki çorabımız mı). İnsan vücudu versiyonunu düşünürsek her ay derimizdeki bütün hücreler degisiyor aslında sürekli farklı bir "kişiyi" görüyoruz. Ever17 de Tsugumi'nin dediğini hatırlayalım :"Eğer bir saç telimi koparsam bu gene ben olur mu. Peki ya kolumu kessem. Bu koluma bu sensin der miydin. Peki ne kadarlık bir kısmımdan sonra bu sensin diyebilirsin. Ben dedigin aslında bir konseptir." Başka bir kısımda ise bir yerde kablosuz bir monitörden işlem yapıyoruz. "Şimdi bu bilgisayarın sadece monitörünü görüyorsun. Ama yaşadığımız çağı bildiğin için bu monitörün aslında kablosuz çalıştığı ayrı bir yerde kasasının bulunduğunu biliyorsun. Peki ya bir mağara adamı burda olsaydı ne olurdu. Monitörün sağına soluna bakardı ve başka birşey göremezdi. Mönitörün kablosunu keserdi ve herşeyin gittiğini görürdü. O zaman herşeyin bu monitörde olup bittiğini iddia etmez miydi. Peki ya insan beynide bu şekilde işliyorsa. Beyindeki çeşitli damarları kesince diğer şeylerin kapandığını görünce aslında herşeyin beyinde olduğunu kabul ediyorsak". (Bu kısım psikolojideki ortak bilinç teorisine gönderme olabilir). Başka bir konu ise morphic resonance denilen olgu. Bu da ortak alan ile alakalı bir konu bu konuda epey bir yazı var internette http://www.xxanadu.org/morfik.htm (tıklayanlar aşagı doğru şöyle bir scroll yapıp kapatmıştır herhalde bende öyle yaptım çünkü, sonradan bazı kısımlarını okumuştum) adresinde falan ilginç şeyler var.

4 yorum:

UnderminE at: 9 Aralık 2011 09:51 dedi ki...

Download listemi çok fena kabartıyorsun ama elden ne gelir, oyun güzele benziyor :D

Merak ettiğim tek şey var, atıyorum karakterin bileklik patlayacak. Biz öyle bir sahne görüyor muyuz, görüyorsak da nasıl anlatılıyor, nasıl görüyoruz?

Borastus at: 9 Aralık 2011 10:05 dedi ki...

oyun ufak baya 150mb mi ne idi.
öyle bir animasyon yok patlamayla ilgili ya da sanırım bir kare gösteriliyor bazı kişiler için özel onun dışında kelimelerle anlatılıyor sahneler falan. Umineko gibi ihtişamlı sahneler bekleme ama:D

Adsız at: 29 Aralık 2011 14:20 dedi ki...

Aslında genel konu(ve büyük plot twist) Ever17'den pek farklı değil. Bu nedenle sonlara doğru soğumuştum olaydan. Hikaye ve görsel-işitsel açıdan Ever17'yi tercih etsem de anlatım, karakterler ve atmosfer konusunda 999 epey iyi.

Borastus at: 29 Aralık 2011 23:47 dedi ki...

Görsel ve işitsel olarak karşılaştırma yapmak çok zor zaten nintendo ds oyunu olduğu için teknik olarak pc oyunları ile baş edebilme şansı zaten yok.
Dedigin gibi Ever17 ile oldukça benzer tarafları var ana hikayenin, E17yi okuduktan kısa bir süre sonra 999a başlanırsa oldukça can sıkar herhalde.

Yorum Gönder