Swan Song



Bu sefer değişik bir şekilde yazmaya karar verdim aklıma gelenleri tek tek yazayım.

Bu kısımlarda herhangi bir spoiler bulunmamakta.
- Ana karakterimiz yolda yürürken birden deprem oluyor ve kasabanın çok büyük bir kısmı yıkılıyor. Ana karakterimiz de bir ne yapacağını bilemez bir şekilde bir kiliseye giriyor çünkü yıkılmamış tek o binayı görüyor. Daha sonra da gelenlerle toplam 6 kişi ile hikaye başlıyor.
- Swan Song çoğu vn den farklı olarak tak diye başlıyor konusu. Öyle saatler süren hikayeye giriş veya karakter tanıtım kısımları bulunmuyor.
- Hikayenin genel ilerleyici nasıl derseniz, deprem oldu yanınızda hiçbir akrabanız yok sadece tanımadıgınız 5 kişi daha var. Böyle bir durumda ne yapardınız. İşte vn de böyle de durum işlenir kendilerine göre hayatta kalmaya ve yardım bulmaya çalışıyorlar. Hikayenin ilk kısmı böyle ilerliyor.
- Genel olarak çizimler idare eder. Bazı karakter çizimleri hoşuma gitti bazılarınkini de beğenmedim ancak ortalama olduklarını söyleyebilirim. Birde karakterler konuşurken portresi beliriyor tam boy endam ile görünmüyorlar.
- Bütün karakterler seslendirilmiş hatta yan karakterlerde dahil. Müzikler pek iyi değil arka planda genelde uuhugggggg uhugggg şeklinde bir rüzgar sesi var (diye hatırlıyorum). Seslendirenler tanıdık ama bir türlü çıkaramadım başka nerde olduklarını.
- Benim beğendiğim bir özellik chapter bitince karakter perspektifi de değişmesi. Mesela A karakteri B karakteri için ne kadar uyuz bir karaktermiş bu diyor daha sonra sonraki chapter de B ye geçince bu A benim için neler düşünüyor bu türlü çözemedim diyor mesela. Oldukça güzel kullanılmış bu özellik bazen diğer karaktere geçse de ne düşünüyor acaba diye merak ediyor insan.
- Hikaye ile ilgili bir sorun var ya da sadece bende öyle bir etki bıraktı tam bilemiyorum. Ancak birşeyler eksik sanki. Yani bir vn okurken böyle bir merak veya acaba neler olacak havası hakim olur genelde. Ancak swan song ta o yok sanki. İlk yarısı öyle geçiveriyor resmen. Hani ne yapıyorsun öyle yuvarlanıp gidiyorum derler ya vn de o havada karakterler öyle geçinip gidiyor herhangi bir merak duygusu veya şimdi olaylar feci karışacak havası yok.
- Ancak önceki dedigim tersine hikaye hiç sıkıcı değil. Gereksiz kısımlar çok az yemek yeme bak şu yaptığın yemek çok güzel olmuş veya bugün eve neden geç geldin nii-san benzeri kısımlar yok. Sanki birisinin günlüğünden alınmış gibi o yüzden sıkılmadan okunuyor. Önceki yazdığım madde ile oldukça ilginç oluyor hikaye okunurken.
- Ancak ortadan itibaren olaylar karışıyor gerçekten.
- Hikaye son çeyrege kadar normal ilerliyor ancak ondan sonra çok dramaya dönüyor aşırı hemde.
- Bir normal birde good ending var sırasıyla açılıyorlar. Yani toplam 2 tane ending var karaktere özel endingler yok.

Orta dereceli spoiler içeren kısımlar:
- Hikayenin ortasından itibaren bir topluluga dahil oluyoruz yani bizim gibi deprem madurlarının olduğu bir toplum diyelim. Burdan itibaren hikaye akışı oldukça değişiyor.
- Bir toplumun veya  çalışan insanların toparlayamadım kendi kendine idare edebilen bir kominitenin kurulmasını görüyoruz. Bu kısımlar oldukça güzel. Böyle insanların ne iş yapacagını nasıl savunulacağını, kaç kişi ile savunulması lazım silah taşırlarsa nasıl olur, silah taşıdıkları zaman diğer insanların görüşü ne olur gereksiz korku yaratırmıyız tarzı tartışmalar var.
- Genel olarak şunu cevaplamadım: Ben bunu okuyorum ama ne okuyacagım ve neler kazanacağım. Hikaye genel olarak söyle: 6 kişi deprem sonrası bir kiliseye sığınıyorlar. Bu 6 kişinin birbirleriyle farklı ilişkileri var. Kilisenin etrafında yiyecek birşeyler buluyorlar ancak daha garanti bir şekilde yaşamak istiyorlar. Bu yüzden ilerlemeye başlıyorlar. Daha sonra başka insanlarla tanışıyorlar ve bir toplum oluşturmaya başlıyorlar. Bu toplumun kurulması ve insanın hayatının bu yeni toplumda nasıl değişiyor onu izliyorum.

İleri ile ilgili spoiler içerin kısımlar hikayenin sonu değil ama oldukça ilerisi:
 - İki temel konu üzerinde durulmuş aslında: Denetim ve kısıtlamalar olmayınca insan nasıl değişir. Günlük yaşantı da çogu kişi olması gerektiği gibi yaşar. Peki ya bir deprem ile bütün sistem çökseydi. O zaman insanlar nasıl davranırdı. Birisini öldürdüğün zaman kimse sana hesap soramasa idi nasıl bir yaşantı olurdu.
- İkinci konu ise etrafta kötü insanlar var peki bu kötü insanlar nasıl olmuş. Bu kişiler gerçekten kötü mü doğmuşlar yoksa bazı olaylar sonucu mu öyle olmuşlar. Ya yanımızdaki insanlar da böyle olaylar sonucu öyle bir insan olursa. Daha da kötüsü insanları kötülüklerden koruyacağım diye düşünürken onlardan biri olursak.
- Ortada bir yemek olduğu ve açlıktan ölmekte olan 2 insan olduğunu düşünelim. Bu ikisi yemek için savaşırsa ve birbirlerini öldürmeye çalışırsa hangisi suçlu olur veya iyi-kötü taraf var mıdır. Bu gibi düşünceler işleniyor hikayede.
- Kıtı kıtına yaşayan bir toplum var ve bazı tecavüzcüleri ele geçiriyor. Bu kişileri hapse tıkmalı ve yaşamaları için hergün yemek mi vermeli. Yoksa onları öldürme hakları var mı.

- Normal ending çok iç karartıcı.

2 yorum:

erengy at: 24 Ağustos 2010 00:18 dedi ki...

Uzun zamandan beri okuduğum en ciddi, en ağır görsel romandı Swan Song. Soğuk, acımasız, rahatsız edici; ama içinde daima bir umut taşıyor. Entelektüel açıdan da gayet tatmin ediciydi. Toplumsal değerler başta olmak üzere birçok konuda uzun uzun düşünmeye sevk etti beni ki bunu başaran yapımlardan fazlasıyla hoşlanıyorum zaten. İlk çeyreğini parça parça okumuş, biraz zor ilerlemiştim açıkçası. Lakin son sekiz saatini aralıksız okudum; bırakmak, kurtulmak istesem de bırakamadım desem yeridir. Kaldırabileceğine, insanlıktan nefret etmeden bitirebileceğine inanan herkese önerimdir.

Earwen at: 18 Ekim 2010 10:45 dedi ki...

ehem.Sana daha önce yazacaktım bu inceleme ile ilgili ama unutuvermişim.Geçenlerde de "neden bloguma yazmıyorsun" tarzı bir şeyler dediğin için direk buraya yazıyorum artık.
Öncelikle neden belirtme gereği duydum bilemiyorum ama ilk okuyunca direk aklıma "Tokyo Magnitude 8.0" geldi.O da deprem üzerine kuruluydu.Ama anladığım kadarıyla işlenişleri değişik.
Geçenlerde bu animeden bir ss görmüştüm adamın biri ailesinin öldüğü için ne kadar sevindiğini anlatıyordu.Özetle "Ailemi seviyordum ama öldükleri için mutluyum" demek istiyordu adam.Ve sanırım ne demek istediğini anlıyorum.O andan itibaren Swan Song'u okuma isteği doğmuştu zaten ben de.Bu incelemeyi okuyunca daha bir artı bu istek.Özellikle bu karakter perspektifleri ile ilgili dediğin durum.Nefret ettiğim bir şey varsa o da düşünen ve hisseden bir insan olmaktansa kişiliksiz ve sırf hikayeyi ilerletmek için kullanılan karakterlerdir.Biliyorsun karakterler benim için en önemli olan.Ama nedense sen bu konularda detaya inmiyorsun hiç.Neyse, şu an elimde bitirmem gereken yarım düzine VN ve okul olmasa indirmiştim şimdiye.Ama görünüşe göre bir kaç ay (ya da hafta?yıl?) bekleyecek.

Yorum Gönderme